Röportaj: Derya Erkenci

Röportaj: Derya Erkenci

SanatBulur.com'un yetenekli sanatçıları ile yaptığımız röportajların bu ayki konuğu, çektiği fotoğrafların yanı sıra yazdığı iki öykü kitabıyla da tanıyabileceğiniz Derya Erkenci.

________________________


Gülşah Ayhan: Derya Erkenci kimdir? Biz seninle uzun zamandır tanışıyoruz ama sanatseverlerin seni tanıması için bize biraz kendinden bahseder misin?

Derya Erkenci: 1972’de İstanbul’da doğdum. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Sinema okudum. Fotoğraf çekmeye 1991 yılında fakülte yıllarında başladım. 1994’te Play, 1997’de Vesikalık Fotoğraflar adlı kısa filmleri çektim. 1992-2002 yılları arasında Hayalet Gemi dergisini çıkaran ekipte yer aldım. Burada fotoğraflarımı sergiledim ve kısa öyküler yazdım. 2000 yılında İzmir Kısa Film Festivali’nde bir toplu film gösterimim gerçekleşti. Aynı yıl Ankara Film Festivali’nde yer aldım. Dijital Kırılmalar adlı filmim Londra Türk Filmleri Haftası’nda gösterildi. 2001’de yüksek lisans projem Model’i çektim. Fotoğrafçı ve kameraman olarak çalışmayı sürdürdüm. 2002-2003 yıllarında ardı ardına iki öykü kitabı yayımladım. Yönetmen ve yazar olarak çalıştım. Reklam filmleri çektim ve senaryolar yazdım. Halen fotoğraf çekmeyi, film projeleri üzerinde çalışmayı ve yazmayı sürdürmekteyim.


G.A.: Ne zamandır fotoğraf çekiyorsun? Nasıl başladın fotoğraf çekmeye?

D.E.: Fotoğraf sever, fotoğrafa değer veren bir ailede büyüdüm. İlk çerçeveleme bilgilerimi, kamerayı sarsmadan düzgün tutma gerekliliğini, görüntüyle ilgili aygıtlara özenli davranmayı babamdan öğrendim.1990-91 yıllarıydı. Marmara Güzel Sanatlarda Sinema-TV okurken başladım fotoğraf çekmeye. Ayrı bir fotoğraf dersimiz yoktu ama fotoğrafla ilgili temel eğitimi almıştık. Fotoğraf ödevleri de hazırlıyorduk. En önemlisi oldukça iptidai şartlarda olsa da karanlık odamız vardı. Neredeyse orada yatıp kalkıyorduk diyebilirim. Film yıkamayla ve siyah-beyaz baskıyla başlayan biri fotoğrafın büyüsüne, sırrına mazhar olmuş demektir. Orası zehirler insanı.


G.A.: Bu klasik soruyu sormak zorundayım, beğendiğin etkilendiğin fotoğrafçılar var mı? Kimleri neden seviyorsun?

D.E.: Fotoğrafla ilgili ilk bilgilerimi sevgili hocam Onur Eroğlu’ndan aldım. Onun ve resim bölümü hocalarımızdan rahmetli Kadri Özayten’in, seramik sanatçısı ve kısa filmci Fuat Kökek’in sanat anlayışımdaki etkisi büyüktür. Çağdaş sanatın ne olduğunu, tekrara düşmeme, daima yeni şeyler deneme gerekliliğini onlardan öğrendim. Hayalet Gemi yıllarında Orhan Cem Çetin de işleriyle dergideydi. Kendisine derin saygı duyarım. Sahin Kaygun, Ara Güler, Bresson gibi internetin olmadığı yıllarda fotoğraflarına ulaşabildiğimiz her sanatçıdan etkilenmişimdir elbette. Hasan Deniz var bizim kuşağın en önemli fotoğrafçılarından, Bruce Gilden var sokak fotoğrafçısı, Japon sanatçı Yutaka Takanashi, Güney Afrikalı Roger Ballen var. Bunlar çok sevdiğim, kendime yakın bulduğum isimler. İnternet ortamından tanıdığım, takip ettiğim Ekin Küçük, Helin Bereket, Tuğba Yüksel, Ömer Demircioğlu gibi çok iyi işler çıkaran fotoğrafçılar var. Artık yeni bir çağdayız, fotoğrafınızı birkaç saat içerisinde binlerce kişiye sergilemeniz mümkün. Sevdiğim ressamlardan da etkilendiğimi belirtmeliyim.


G.A.: Ben senin her fotoğrafında mutlaka bir de hikâye okuyorum. İlk gördüğüm ve aşık olduğum fotoğrafın Geç (Late) böyle bir hikaye ile vurdu benim. Sence yazarlığın fotoğrafçılığını etkiliyor mu?

D.E.: Açıkçası bunun ayırdına varmak zor. Sanat, sanatçı olmak, fotoğraf ve yazı, bütün bunlar hem bir arada hem de tek başlarına işleyen süreçler. Her fotoğrafın bir hikâyesi var mı? Bunun üzerine düşünmek gerek. Klasik sayılabilecek fotoğraflar da üretiyorum, soyut fotoğraflar da. Bazı fotoğraflar bir yaşanmışlığı, bir öyküyü barındırır belki evet, bazı fotoğraflar da tek bir söz bile çağrıştırmaz ama son derece sarsıcıdır, üzerinizde derin etkiler bırakır. Yazdıklarımız, okuduklarımız ve izlediklerimizle artan birikim çektiklerimize yansır, bu kesin. Bir gün yazdıklarım ve çektiklerim aynı oranda tanınırsa bu karşılaştırmayı başka birileri daha sağlıklı bir şekilde yapabilir.


G.A.: Sanatbulur.com ile fotoğraflarını ilk defa satışa çıkarıyorsun, bugüne kadar beklemiş olmanın özel bir nedeni var mı?

D.E.: Dergilerde, kitap kapaklarında ve reklam sektöründe kullanılan fotoğraflarım için birçok kez telifler aldım. Profesyonel düzeyde fotoğraflar çektim Bana ulaşan meraklı sanatseverlere defalarca fotoğraf hediye ettiğim oldu. Ama SanatBulur.com ticari anlamda bir ilk. Neyi mi bekledim? SanatBulur.com gibi bir oluşumun gelip bana teklifte bulunmasını bekledim tabi.


G.A.: Pek çok sanatçının zorlandığı bir konu eserlerin fiyatlandırılması ve edisyon adetleri. Senin bunları belirlerken ki kriterlerin nelerdi?

D.E.: Fotoğrafçının bayıldığı, çok özel fotoğrafları vardır. Bunların maddi karşılığı yoktur inanın. Ben SanatBulur.com için ev, iş, ofis gibi sergilenecek mekânları da hesaba katarak daha minimalist işlerimden bir seçki yaptım. Her bir fotoğraf için edisyon sayısını 10 olarak belirledim. Fiyatları da galeri sergileriyle karşılaştırırsak oldukça düşük tuttum. Nasıl Van Gogh resimlerinin bir gün Japon oyma baskıları gibi bol bol kopyalanıp duvarları süslemesini istediyse ben de aynı arzuyu duyuyorum. Yanlış anlaşılmasın, kiç üretmekten bahsetmiyorum. İnsanlar sırf dekoratif diye Ikea’dan hazır fotoğraf satın alıyorlarsa bizim fotoğraflarımızı da alabilirler.


G.A.: Fotoğrafçılıkla ilgili ileriye yönelik planların var mı?

D.E.: Fotoğrafla ilgili en ön önemli ileriye dönük planım uzun ve sağlıklı bir hayat sürerek daha uzun yıllar fotoğraf çekmek. Fotoğrafa karşı müthiş bir iştahım var ve bu her geçen gün artıyor. Uzak ülkelerde, yabancı şehirlerin sokaklarında görünmez adam gibi kaybolup, sınırsızca fotoğraf çekmeyi, bana hissettirdiği özgürlük duygusunu seviyorum. Düşündüğüm fotoğraf kitabı projeleri var. Klasik sergileri de hala değerli buluyorum.


G.A.: Son olarak, Sanatbulur.com ile ilgili söylemek istediğin bir şey var mı? Sence Türkiye’deki sanat ortamına nasıl bir etkisi olacak?

D.E.: Sanatseverle sanatçıyı neredeyse aracısız bir şekilde buluşturmayı ve buradan her iki tarafı da memnun edecek ticari bir sonuç çıkarmayı önemsiyorum. Bu ciddi bir girişim, günün moda deyimiyle söylersek bir inovasyon yani ticari icat yaratılmış. Siteyi tanıtmak, insanları kaliteli ve uygun fiyatlı sanat eserlerine sahip olabilecekleri konusunda ikna etmek işin en önemli ve zor kısmı. Bence her türlü olumlu etkisi olacak. İyi şanslar. Kolay gelsin.

Derya Erkenci'nin eserlerini incelemek için sanatçı profilini ziyaret edin.