2017 Biterken Türkiye Sanat Piyasasında Neler Yaşandı?

2017 Biterken Türkiye Sanat Piyasasında Neler Yaşandı?

2017 tüm dünyada sadece sanat alanında değil ekonomik ve politik olarak da yıkıcı değişimlere gebeydi. Ancak getirdiği tüm belirsizlik ortamına rağmen sanat piyasası 2017’de oldukça hareketli geçti. SanatBulur.com tarafından desteklenen sanat blogu Çerçeve takipçileri için bu yıl sanat piyasasında yaşananları derledik. 

_________________


Genç Sanatçılara Talep Arttı

Mamut Art Project ağırlıklı olarak genç ve yeni mezun sanatçıların kendi eserlerini sergileyecekleri bir platform. Bu sene Mamut genç sanatçıların yeni işlerinin yanı sıra maalesef bir intihal olayıyla gündeme oturdu. Mamut’a katılan sanatçılardan Mükerrem Baki adlı katılımcının @clarkkentinistanbul nickli Instagram kullanıcısı tarafından ortaya çıkarılan ve eserlerinin Güney Koreli sanatçı Zin Helena Song’un bazı işlerinin birebir kopyası olduğu anlaşılan intihal vakası yeni ve özgün üretimleri gölgede bırakan tartışmalara yol açtı.


Genç sanatçıların işlerini sergileme ve geniş kitlelere ulaştırma şansı bulduğu diğer bir platform da BASE oldu. Etkinliğin yaratıcısı, genç sanatçılara uzun yıllar verdiği desteklerle sanat piyasasında tanınan koleksiyoner Muhsin Bilge’nin oğlu Ali Bilge. Konuşmacı ya da jüri olarak destek veren isimler arasında ise önemli koleksiyonerler Mustafa Taviloğlu, Agah Uğur, Erol Bilecik, Selman Bilal, Emin Hitay vardı. Batman’dan Sakarya’ya kadar 20 ilde 52 üniversiteden 1000’e yakın eserin başvurduğu BASE’de, 23 kişiden oluşan uluslararası jüri, 108 sanatçıya ait 116 eseri seçti ve bu eserler Galata Rum Okulu’nda sergilendi.


İstanbul Bienali ve Contemporary Istanbul

2017’de 12.’sini Kamiar Maleki direktörlüğünde ve tarihlerini 15. İstanbul Bienali ile eş zamanlı denk getiren Contemporary Istanbul, geçtiğimiz sene Türkiye’deki darbe girişimi sebebiyle katılımcı galerilerin sayısında yaşanan düşüş ile 2017’yi nasıl geçireceği merak konusu olan etkinliklerden biriydi. İstanbul Bienali’nin uluslararası sanat izleyicisinin de yarattığı sinerjiden faydalanan Contemporary Istanbul, bu yıl 42 yabancı olmak üzere 73 galeri, 80 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırladı. Contemporary İstanbul, Türkiyeli sanatçıları dünya sanatçılarıyla buluşturan ve dünya sanatını Türkiye’ye taşıyan en önemli araçlardan biri olma özelliğini bu sene de sürdürdü.


Sanatçı ikilisi Elmgreen & Dragset’in küratörlüğünde “İyi Bir Komşu” temasıyla düzenlenen 15. İstanbul Bienali şehrin sanat hayatına da büyük bir canlılık getirdi. 32 ülkeden 56 sanatçının ev, mahalle ve aidiyet kavramlarını tartışmaya açan işlerinin sergilendiği ve bu yıl 30. yaşını da kutlayan İstanbul Bienali, Newsweek tarafından "2017’de uğruna seyahate çıkmaya değecek beş sergiden biri" olarak gösterildi. Bienalde bu seneye damgasını vuran tartışmalardan biri de hayvan sömürüsü konusu oldu. Karşılıklı bağımlılık ve evcilleştirilmiş hayvanlar ile onların insanlarla ilişkisinin konu edindiği belirtilen Xiao Yu’nun ‘Ground’ adlı eseri kapsamında Boncuk adında bir eşeğin saban çekerek tarla sürmesi ve sergilenen fildişinden yapılma bir heykel tartışmaların fitilini ateşledi.


Müzayedelerin Yükselişi

Leonardo Da Vinci’nin 500 yıllık Salvator Mundi eseri dünya müzayede rekoru kırdı. Christie’s Müzayede Evi tarafından 450,3 Milyon Dolar'a telefondaki bilinmeyen bir alıcıya satılan Da Vinci, bir müzayede salonunda satılan en pahalı resim olarak tarihe geçti. Alıcı, müzayede evi komisyonu da dahil olmak üzere son fiyat olarak $450.312.500 ödedi. Resmin orijinal olup olmadığına dair tartışmalar yaşansa da, bugün resmin sahibi Louvre Abu Dhabi Müzesi oldu. Konuyla ilgili yaptığımız habere ulaşmak için tıklayın.


Bir diğer rekor da Beyaz Müzayede’den geldi. 41. Çağdaş ve Modern Sanat Müzayedesi’nde Fahrelnissa Zeid’in 1981 yılına ait Feminity adlı eseri 1 milyon 260 bin TL’ye alıcı bularak uluslararası müzayede evlerindeki satışları geride bırakarak bugüne dek satılan en yüksek fiyatlı Fahrelnissa Zeid portresi oldu.


Sanatta Oyunun Rengi Değişiyor

Bu sene sanat ve girişim dünyasına damga vuran olaylardan biri de kuşkusuz SanatBulur.com olarak bizim de oyuna dahil olmamız ve oyunun rengini değiştiren anlayışımızla yıl içerisindeki büyümemiz oldu. Günümüzde gerek sosyal medya, gerek dijital sanat platformlarının varlığı ile koleksiyonerler online olarak daha fazla eser bakma imkânına sahip. ​Mobil teknolojiler hepimizin sanatçılarla, müzelerle, sanat fuarlarıyla, müzayedelerle, sanat eğitimiyle ve hatta sanatın kendisiyle olan etkileşimimizi radikal biçimde değiştirdi ve yeniden tanımladı. Teknoloji neyin sanat olduğu neyin olmadığına dair algılarımızı bile genişletti, yeni medya üretimleriyle yeni alanlar yaratılmasını sağladı. Belki de global online sanat pazarını 2016’da 3,75 Milyar Dolar seviyesine çıkaran da bu önerme oldu.



Sanat fuarlarında bir ziyaretçi sergi alanına giriyor, seçtiği bir eserin ve künyesinin fotoğraflarını çekiyor ve galeri yetkilisine tek kelime etmeden çıkıp gidiyor. Bu da bizi artık herhangi bir eser satın alımı gerçekleştirmeden önce online platformlarda fiziksel ortamda gördüğü eserle, sanatçıyla ve o tarza sahip diğer sanatçılarla ilgili araştırmasını yapan bir yeni bir sanat alıcısı profiline götürüyor. Sanat alımlarında sosyal çevre ve kişiler arası network hala oldukça önemli bir role sahip. Kişisel ilişkiler alımda güvenin temelini oluşturuyor ve bu da eğer bu tür bir çevreye yatırım yapmadıysanız kalbinizi hızla attıran bir sanat eserini almanızda en büyük engellerden biri. Şu an Sanatbulur.com ve benzeri online platformlar sayesinde koleksiyonerler ve ilk defa eser alacak kişiler daha şeffaf bilgiye ve uzmanlığa kendileri de erişmeye başladılar ve artık herkese açık online piyasa sayesinde bilginin güvenilirliğini de sorgulayabiliyorlar. 

Umarız ki 2018, Türkiye'de sanat piyasasının yükselişe geçtiği ve daha fazla insanın sanata ve sanat eserlerine erişebildiği bir yıl olur. 


Ana Görsel: Kelli Tungay - Unsplash